ANA SAYFA: http://ogrendiklerim.wordpress.com
TMMOB İKK Basın açıklamasına cevaben Resmi basın açıklamam: Hayri Özturan_Basın Açıklaması
“Efendim, bu konu nereden çıkmış?”mış, “zamanlama manidar!”mış , “kendimde o cesareti görememişim de kamuoyu gücünden faydalanacak”mışım…
Şaşıranlar, kafa bulanlar, duyunca dudağı uçuklayanlar…
Vay arkadaş, ne netameli bir konuymuş. “Dokunan yanar” olmamıza ramak kaldı. Statüko bizi Ergenekoncular kadar tehlikeli bulacak neredeyse. Hayır, problem değil, ilkeler uğrunda zindanlarda direnmeye hazırız da, vatandaşa hizmet edelim derken evdeki bulgurdan olmak var. Don Kişot gibi değirmenlere dalacak da değilim, kusura bakmayın ey halkım. Sonra siz adamı unutursunuz da kalırız ortada.
Önce twitter’da görüşlerimi serdettim. Konu yakın geçmişte hararetle tartışıldığından mıdır nedir, pek etki oluşturmadı. Bazı arkadaşlar da (isim vermiyim, onlar kendini bilir) ürkek bir ceylan gibi cevap yazdılarsa da konuya farklı bir boyut getiren olmadı.
Bu konu sadece Türkiye’de değil, dünyada da yoğun tartışılıyor. Modern seküler dünya sanki yasal olarak üzerinde konsensus sağlamış görünse de, de facto olarak çok eşlilik(polgamy-poligami) dünyanın tamamında hükümferma. Seküler devletler çok eşliliği yasaklasa da durum değişmiyor; imam nikahı ya da zina şeklinde yaşanıyor. Her iki durumda da zarar gören kadın ve resmi evlilik dışı doğan çocuk oluyor. Mirastan pay alamıyor, ilişki sona erdiğinde nafaka gündeme gelmiyor, tamamen erkeğin insafına kalmış bir durum…
Gelgelelim Türkiye’de iyice çarpık bir yasal durum var. Zina alabildiğine serbest ve fakat resmi ya da dini 2+ nikah yapmak yasak. Devlet tesbit ederse kovuşturmaya gidiyor. Komik mi dersin, garip mi dersin, ne dersen de… Gayrimeşru ilişki ve nesepte belirsizliği teşvik eden bir sistem. Şimdi kalksa AKP, bu konuda düzenleme yapsa, ki zinanın yasaklanmasından geçmişte zanilerin baskısıyla çark etmişlerdi, anında gerici/yobaz ilan edilir, tüm dünyaya da şikayet ederler. Zaten Recebim Ortadoğu’da “Laiklik açılımı” da yaptı, öyle bir niyeti olduğunu da sanmıyorum.
“Ha işte bu yazıyı, terk edilmiş bir hakkı tekrar hatırlatmak için yazıyorum” diye ifade etmek zorunda hissediyorum kendimi. Toplum baskısı bu konuda cendere gibi sıkıyor, muhafazakar kesimde bile “be ne biçim adam, neyin peşinde?” muamelesine tabi tutuluyoruz. Varsın olsun.
Türk toplumunda dul hanımların(hatta erkeklerin bile) tekrar evlenmesi de bu kapsamda bir tabu. Ölen eşe sadık kalması bekleniyor. Hayat onun için ne kadar zor kimsenin umrunda değil. Başta kendi çocukları (bazen miras kaygısıyla) karşı çıkıyor ama o çocuklar ana-babalarına bakmaya sıra gelince birden modern kesiliveriyorlar ve huzurevini işaret etmekte beis görmüyorlar.
Çok eşlilik bu mertebede tabu olarak algılandığından, dul bir bayanın bir erkeğin ikinci eşi olarak koruma altına girmesi zinhar mümkün değil. Oysa bu müessese etkin olarak kullanılabilse bugün devletten ya da yardım kurumlarından gelecek yardımlara muhtaç binlerce insan sıcak bir yuvaya kavuşabilir. Hatta savaş, açlık ve felaketlerde aç veya açıkta kalan ümmetin hanımları(Irak, Somali, Pakistan…) diğer müslüman memleketlerde huzura kavuşma şansı bulabilir. Ekonomik olarak her geçen gün zorlaşan hayatın içinde kadının tek başına mücadele etmesindense, bir aile içinde korunması herkesin için makuldur sanırım.
Gel gör ki, bugün memleketimizden bir erkek tamamen böyle salih bir niyetle yola çıksa, eminim önce kendi eşinden, eşinin ailesinden, çevresinden akıl almaz bir tepki görür. Ne uçkur düşkünlüğü kalır, ne de kazanovalığı. Kimseye derdini anlatamaz, “ooo, iyisin. yakışır abime” geyikleri alır yürür. Öngörü sahipleri de hiç bu işe girişmez, başına geleceklerden korkar, hayrın da önü tıkanmış olur.
Mevzu dünyada da tartışılıyor demiştik. Ehli kitap içinde de zinanın bu derece yaygın ve normal hale gelmesinden rahatsız olanlar var. Bekaretin korunması ve çok eşlilik için dernekler kuruluyor. İncil ve Tevrat’ta da çok eşliliğe izin veren bölümler var. Mübarek Kur’an da bildiğiniz gibi izin veriyor ancak tek eşi tavsiye ediyor ve adalete daha uygun buluyor. Bu durumu çok eşliliğin sadece zaruri hallerde olabileceğine yoranlar var. Ben fıkıh uzmanı değilim ancak Peygamber(a.s.)’ın ve sahabelerin hayatına baktığımda öyle olmadığını görüyorum.
Değinmeden geçemeyeceğim, her geçen gün “artan evlenme yaşı” da ayrı bir kanayan yara. Artık otuzundan önce evlenen yok neredeyse çevremde. Bu konuda Dücane Cündioğlu’nun “Ertelenen Cinsellik” ve Fatma Barbarosoğlu’nun yazılarına bi bakıversin merak eden.
Konumuza dönersek, çok eşliliğin artılarının bilimsel verilerle desteklendiği görülmekte. Bir kaçını sıralayalım: Örneğin serbest olan ülkelerde ırza geçme vakaları ve çocukların cinsel istismar oranları çok çok düşük. Ayrıca erkekler ortalama 65 yaşına kadar üreme yeteneklerini korurken, kadınlarda bu 45-50 yaş arasında. Bu arada Hindularda da çok eşliliğin olduğunu ve dört sınırı olmadığını biliyor muydunuz?
Bir başkasına daha aşık olma da göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Mevcut algılarımız bizi “birini tercih et” noktasına getiriyor. Aslında durumu bir zenginliğe dönüştürmek mümkün. Tabii burada da “şeytanın fakirlikle korkutması”, evliliğin geciktirilmesi meselesinde olduğu gibi devreye giriyor. “Aman nasıl bakacaksın hanımlara, çocuklara?” “Maaşın ne kadar ki?” vb. sorularla rızkı verene güvensizliği gösteren bilinçaltı durumlar baskın çıkıyor.
Böyle olunca da işleri gizli kapaklı yürütmeyi seçenler var. Halbuki imam nikahı da olsa evliliğin olmazsa olmazı ilan etmek, duyurmaktır. Gizli olanına her durumda “aldatma” diyoruz. Aldatılan eşler ise çoğunlukla durumu sineye çekiyorlar, “yuvam bozulmasın, çocuklarım sefil olmasın” diye eşlerine müsamaha gösteriyorlar. Ama legal olarak evlenmek serbest olsa ve koca bu yola gitse; o ilk eşler durumu “kabul edilemez” addedip yuvalarını yıkıyorlar. Yani “aman çevre bilmesin, ne yaparsan yap” durumu. Hayatlarımızı “çevre, elalem, millet ne der?” için yaşıyoruz da haberimiz yok! “Yaşamım ve ölümüm yalnız Allah içindir” diyenlere ne mutlu.
Çok mu uzattım?
Son sözüm erkeklere: Evlilik müsessesini nefislerini tatmin olarak görenlerin vay haline. Eşlerinin haklarını korumakta Allah’tan korksunlar. Gayrimeşru ilişkilerin tümünü Allah yasaklamış. Bu konuda haramdan sakınmak ilke olmalı. Bana göre erkekler salih olmakta özen gösterirse hanımlar da ihlaslı olacaktır. Üç günlük fani dünyada yanlış yola sapıp sonsuz olanı riske atmaya değmez.
Didaktik yazıların adamı değilim ama bu sefer idare edin artık. Bu mevzuda tavsiye edeceğim farklı görüşten yazıların linkini de aşağıda veriyorum. İtiraz ve değişik açılımları da alttaki yorum bölümünden veya mail/twitter yoluyla iletirseniz sevinirim.
Baki selamlar.
Hayri ÖZTURAN
15.Eylül.2011, Bursa
hayriozturan@gmail.com
http://twitter.com/#!/hayriozturan
Linkler
Çok Eşlilik ve İslâm : http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0103.htm
Çokeşlilik meselesi : http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=29.05.2011&y=HilalKaplan
Çokeşlilik ve “hak”lı arayış : http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=27560&y=HilalKaplan
Gençler evlenemiyor, medya çok eşlilik derdinde… : http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=30.05.2011&y=FatmaKBarbarosoglu
Ertelenmiş Cinsellik : http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=19935&y=DucaneCundioglu (mahmut tığ’a teşekkürler)
Çok eşlilik yalanları : http://www.taraf.com.tr/cihan-aktas/makale-cok-eslilik-yalanlari.htm
Evet, çok eşlilik yasal olsun : http://www.mustafaakyol.org/ic-politika/evet-cok-eslilik-yasal-olsun/
son yorumlar