Gönderen: ogrendiklerim | 18 Eylül, 2011

Bu bir Tayyip Erdoğan eleştirisidir!

Yazının başına Tayyip Erdoğan’ı öldürmek için oturdum.

Bir “Dünya Lideri” olma yolundaki Başbakanımız’a eleştirilerimi özetleyecektim.Bir taraftan da elimin ayarını kaçırmak istemiyorum. Nitekim adam, Fatih’ten sonra bu coğrafyaya gelmiş en devrimci lider. Madem öyle önce öldürelim, sonra hakkını veririz…

Erdoğan’ın hükümet ettiği 2003′ten başlayan dönemde Türkiye’nin en ihtiyacı olan şey Şeffaflık‘tı. Ülke bir hortumlanma döneminde geçmiş ve Ak parti hükümeti kısmen hortumcuların da bulunduğu bir hükümetten görevi devralmıştı. Ekonomik olarak iyileşme trendi Kemal Derviş politikalarıyla sağlansa da, demokratik açıdan en karanlık dönemlerden biri yaşanıyordu ve askeri vesayet zirvedeydi. İşte bu ahval ve şerait içinde devleti “tek başına” eline alan Erdoğan, sahip olduğu bilgileri halkla paylaşmadı. Arşivlere erişebilen, MİT’i kontrol eden hükümet; çalkantılı bir siyasi dönemden geçen ülkede olup bitenleri kamuoyuna açıklamadı. Askerin yapmaya çalıştıklarından haberdar olsa da duyurmadı. 2004′te yoğunlaşan darbe girişimlerinde de “kan kusup, kızılcık şerbeti içtim” demeyi tercih etti. İşlerini hep gizli-kapaklı yürüttü. Bunun en bariz delili, halâ bir muamma olan Büyükanıt’la yaptığı Dolmabahçe görüşmesidir.

Kendi hükümetinin hatalarını da aynı anlayışla hasıraltı edip, kol kırılır yen içinde kalır anlayışıyla yaşadı. Suçlu bulduklarını kendi infaz etti (Ör: Hilmi Güler) ama “adamlarını yedirmedi”. Ülkeye malesef zarar veren bu anlayış, hesap vermeme noktasında -bana göre- bir kibir alameti. Böyle olunca da bakan ve bürokratları “nasıl olsa korunurum” düşüncesiyle kanunsuz işlere daha kolay adım atıyorlar (Bkz: Deniz Feneri e.v. davası ve Kırıkkale belediye başkanı). Aynı duruma Erdoğan, daha önce suçlu generalleri savunarak da düşmüştü (Bkz: Paşasının Başbakanı). Halbuki Türkiye’nin, yaptıklarının sorumluluğunu alan, hesap veren ve gerektiğinde koltuğunu hemen bırakan yöneticilere çok ihtiyacı var. Buna sahip olmayan bir Ak parti’nin devlet yönetme ciddiyetine ulaşması çok zor.

Benimle Erdoğan arasındaki en büyük kırılma noktası ise Özal gibi “zenginleri sevmesi”! İşçiye karşı patroncu, çiftçiye karşı tüccarcı biri. Ak parti döneminde çiftçiye verilen destekler hep büyük oynayanların, tarımı/hayvancılığı holding gücüyle yapanların kesesini doldurdu. Anadolu’daki gezilerimde duyduğum en önemli şikayet; küçük çiftçinin bu sebeplerle yok olma noktasına gelmesi. Yem ve mazot fiyatları sürekli artarken, süt fiyatının bundan 4-5 sene evvel 1 liranın biraz altında olup; bugün 50 kuruşlara kadar düşmesi en büyük gösterge. Hayvancılık için verilen kredilerin “damızlık hayvanı” büyük, sertifikalı işletmelerden alma şartına bağlanması, küçükler için hayatı iyice zorlaştırmış. Yaklaşık 100 büyükbaş hayvanı ve çiftliği olan bir yakınım bu sebepten üreticiliği bu sene bıraktı.

TÜİK raporlarında, “8 yıl içinde en yüksek ve en düşük gelirliler arasındaki fark 8.5 misline çıktı, zenginler daha zengin, fakirler daha fakir oldu” olarak ifade edilen durum, Erdoğan hükümetlerinin ekonomiyi canlı tutmanın yolunu patronların çıkarlarına endeksleyen anlayışı ile ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de sendikacılık bir yüz karasıdır. Bunun üzerine hükümet de işçiye değil patrona yönelik tavır alınca ezilmiş kitlelerle karşılaşmak kaçınılmaz. Şimdi de yolda “kıdem tazminatı” yasası var. Patronlara yeni kıyaklar geleceği aşikâr! AB yolundayız fakat AB’nin insana ve çalışana verdiği değerden hiç nasiplenemediğimiz gibi, gerileme yaşıyoruz.

Gelelim Kürt meselesine…

Kabul, Türkiye’nin enn çetrefilli meselesidir. Kabul, iç ve dış mihraklar çözülmemesi için her şeyi ama her şeyi yapmaktadır. Ama ya senin tavrın? “Kürt kardeşlerim” demekle iş bitmiyor. Ahmet Altan söylemişti, “Kürt abilerim” de diyemedikçe meseleyi çözemezsin. Ve bu sadece ekonomik iyileşmelerle hallolabilecek de değildir. Asıl değişmesi gereken kendini bu toprakların “mutlak hakimi” gören Türk çoğunluğun zihnindedir ve Erdoğan da bu anlamda güruhun bir parçasıdır. Kürtlerle ne zaman adil olarak her şeyi paylaşmayı kabul ederiz, sorun kendiliğinden ortadan kalkar. Yoksa ölü adetleri üzerinden asabiyetlerimizi beslemeye devam ederiz. Bir Habur hatasıyla(?) “açılım” bırakıldı ve tornistan, Erdoğan “şehit edebiyatına” sarıldı, milliyetçi çevrelere selam çaktı ve aslında “tarihe geçme” fırsatını kaçırdı.(Bana göre bu kokuşmuş ordudan daha en az 10 sene şehit çıkmaz. Şehitlik kişisel bir meseledir. Ancak muvazzaf olmayanların niyetinde “Allah rızası” sahihse şehitlik mertebesine erişmesi sözkonusu.) Dolayısı ile dile dolanıp avuntu vesilesi yapılmasını hoş karşılamıyorum.

Evet, ben Davutoğlu’nun “Neo-Osmanlıcılık” tabir edilen politikalarını destekliyorum. “Kafir ve Zalim”  İsrail’e haddi bildirilince gözlerim yaşarıyor, hükümetimle gurur duyuyorum. Mazlum halklara sahip çıkan ve kucak açan bir dünya devletini ben de istiyorum. Ortadoğu’nun gerçekten toparlayıcı bir güce ihtiyacı var ve bu Türkiye olabilir. Öte taraftan da son dönemde çaptan düşmüş İsrail’e çatarken; benim için bugün de “Büyük Şeytan” olan Amerika’ya ses çıkaramamasını, Çeçenlerin Rusya-Kadirov yönetimi karşısında gün be gün yok edilmesine seyirci kalmasını anlayamıyorum. “1 Mart tezkeresi” ayıbından da halâ temizlenemedi Erdoğan. Ve Ak partiyi kurmadan önce ABD’den icazet almasından…

Başörtüsü meselesinde görece ferahlama sağlandı. Takdir ediyorum. “Tüm üniversitelerde” ifadesi doğru değil yalnız! Geçtiğimiz dönem 9 Eylül Üniversite’sinde başörtüsü yasaktı mesela. Bildiğim kadarıyla tek-tük yasakçı zihniyetin tahakkümü var. Üniversitelerin tamamında serbest olsa işin peşinin bırakacak mıyız? Hayır. Aynı Kürt sorununda olduğu gibi müslüman başörtülüler de örtüsüzler gibi her alanda(devlet daireleri, ordu, polis vb. dahil) yer alabildiği zaman konu hallolmuş olur. Ak parti bile başörtülü adayı “seçilebilecek yerden” milletvekili adayı gösterememişken…

Daha da sıralanabilir Erdoğan ve Ak partinin yanlışları, eksikleri. Gel gör ki daha fazla vurmaya gönlümüz el vermiyor. Neden mi? Çünkü bir ülkenin gidişatını tam tersine(28 şubat süreci, askeri vesayet, baskıcı rejim) çeviren bir lider.

İnanılmaz vizyon sahibi. İktidara gelmeden önce “15,000km duble yol yapacağım” deyince “hadi len!” dediğimi hatırlıyorum. Şimdi daha fazlasını istiyoruz. Okullarda tablet bilgisayar uygulaması yine vizyonerliğinin göstergesi. Tabii bunlar da seçtiği kadronun doğru insanlardan oluştuğunu gösteriyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ve hükümette görevi aldığından beri yaptığı gerçek icraatlarla halk nezdinde büyük kredisi var. Ve en büyük avantajı, tek rakibinin yine kendisi olması. Hatta görüşüm milletin hakettiğinin de ötesinde bir yönetici olduğudur. Bu sebeple de beklentimiz yüksek, umarım başka bir lidere ihtiyaç kalmadan eksik kalan noktaları da çözmeye Allah muvaffak kılar.


Yanıt

  1. ÇOK SPESİFİK BÖLÜMLERİNİ BEĞENMEMEKLE BERABER GENEL HATLARIYLA ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ, DAHA SONRALARI İLAVELERİM OLABİLİR, EN BASİTİNDEN DERİN DEVLETİ ÇÖZÜMLEMEDE ZAMAN ZAMAN ONUN BİLFİİL İÇİNDE VE İCRACISI OLAN BAZILARINI AYIKLAMADA ZORLUK ÇEKİYORLAR ONLARI TEMSİL EDEN MİLLETVEKİLLERİ DE 12 EYLÜL 2010 REFERANDUMUNA AİT PAKETE “PARTİ KAPATMAYI ZORLAŞTIRAN MADDE”NİN DAHİL EDİLMESİNİ ENGELLİYORLAR VE HER YERDE YURTTAŞIN KARŞISINA BİR SALDIRGAN OLARAK ÇIKIYORLAR YAKALARINDA “AK PARTİ MİLLETVEKİLİ YAZMASINA KARŞIN”

  2. güzel özetlenmiş, partıdeki görevli arkadaşlar dikkate almalı.Vekillerimie duyurulur .kaleminize sağlık…

  3. Acizane sosyolog gözüyle;genelde ya eleştiriden öldürürüz yada övmekten göklere çıkartirız .ikisinide barındıran kararlı bir yazi.katılmadıgım nokta karanlık gücleri daha önceden biliyor olması ve kamuoyuyla paylaşmaması.Bence çok yerinde bir karar zira aç toplumla gerçekleri paylaşırsanız isyan çıkartırsınız. Kaleminize kuvvet tebrikler…

  4. Bunlara bir de luzumsuz polemikçiliğini, her sataşana cevap vermesini, hatta daha ağır konuşmasını ekleyebiliriz. Siyasetin Türkiye’de seviyesinin düşmesinin baş sorumlusu…


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 209 other followers