Yakın tarihimiz, başarılı ya da başarısız bir çok darbe girişimine sahne oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti(İTC) öncesi darbeleri farklı kategoride değerlendirmek gerekir. Son 120 yılımızı anlamak için ise biraz İTC’ni tanıyalım.
Güncel türkçesi “Birlik ve İlerleme” anlamına gelen parti, 1889 yılında önce İttihad-ı Osmani Cemiyeti adında gizli bir örgüt olarak kuruldu. Kurucuları, Kanun-ı Esasi’nin tekrar yürürlüğe girmesini isteyen Askeri Tıbbiye Mektebi öğrencileriydi. En azından memleket meseleleri ile ilgili öğrencilerdi. Şimdinin doktorları içinde çoğunluk ise bir an evvel parayı götürebileceği bir etiket alma peşinde. Devletin baktığı hastalar için akşam beşe kadar bile çalışmak zul geliyor.
Konumuza dönelim efendim: İTC, çağdaşı örgütlerle birleşir ve Osmanlı’nın en güçlü teşkilatı haline gelir. Devletin şaşaalı günlerine dönmesi vaadi ile II.Abdülhamid’i hedef alırlar ve propagandaya başlarlar. “Onikiler toplantısı” olarak da anılan piknikte, İtalyan Karbonari Mason Teşkilatını örnek alarak yapılanmaya karar verirler. Girişte masonluğun neredeyse şart olduğu cemiyette, locada alınan kararların uygulandığı da çok olmuştur.
İlk darbe girişimleri 1896′da II.Abdülhamit’e karşı Hacı Ahmet Bey’in planlarıyla oluştu. Niyetleri peşlerine adam takan padişahın yerine V.Murat’ı getirmekti. Plan ortaya çıkınca cemiyetin ileri gelenleri Fizan, Trablus, Akka ve Bingazi’ye sürüldü. Askeri Mektepler Nazırı Zeki paşa suikasti teşebbüsleri de başarısız oldu. Padişah bu darbecilere sürgünlerle cevap verdi ve neredeyse memleket içinde adamları kalmadı. Paris’i ve sonra Brüksel’i karargâh edinen İTC, yurtdışında etkili oluyordu. Paris’te 1902′de “I. Jön Türk Kongresi” ihtilal için başka devletlerle işbirliği yapılıp yapılamayacağı gündemiyle yoğundu.
29 Ekim 1907, İTC için önemli bir tarih oldu. 322 sıra numaralı üye, M.Kemal derneğe giriyordu. Enver ve Talat paşalar sahneden çekilene kadar da sıra numarası gibi gerilerde kaldı, ön plana çıkamadı.
1908 Devrimi’nin ayak sesleri “II. Jön Türk Kongresi” ile geldi. Padişah’a ultimatom veren İTC, daha sonra Selanik komitesinin organizasyonu vasıtasıyla ve ordudaki cemiyetçi subayların padişahın emirlerini dinlememesi sayesinde, süreç Meşrutiyet’in ilanına kadar gitti. Benzer süreçlerin, aynen daha sonraki darbelerde işletildiğini görmek zor olmasa gerek. Orduya sız, ortamı ger, hükümeti tehdit et, silah zoruyla iktidara kon. İTC, çetecilikle yönetimi ele geçiren ilk hareket olarak tarihe geçmiştir.
Cemiyet, 1909′da kendisine muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey’in katledilmesi olayını kullanarak, 31 Mart vakası ile II.Abdülhamit’i tahttan uzaklaştırdı ve iktidara daha güçlü yerleşti. Diğer kâdim taktik işliyordu: Muhalifini öldürt, suçu müslümanlara at, iktidara yerleş, malı götür!
Hızlıca takip eden darbeleri saymakla yazımı tamamlıyorum: Sopalı seçim-1912, Bab-ı Âli baskını-1913, Mahmut Şevket paşa suikasti-1913, 1.Dünya savaşına giriş-1914.
Diğer meşhur İTC’cilerden: Rauf Orbay, Fethi Bey, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Celal Bayar, Çerkez Ethem, Recep Peker’i anabiliriz. Yöneticiler aynı zamanda dönemin derin devleti Teşkilat-ı Mahsusa görevlisiydi.
İTC, 1.dünya savaşı felaketinden sonra dağıldı ve milli mücadelede etkin rol oynadı. Hatta cemiyet tabelaları boyanıp, Kuva-yı Milliye yazıldı. Darbeci ve çeteci gelenekten gelen İTC yöneticileri, TC kuruluşunun da çekirdek kadrosunu oluşturdular ve hikaye 2007 halk devrimine kadar böyle devam etti.

son yorumlar