Archive for ‘Uncategorized’

18 Haziran, 2017

BEKLENMEYEN KORUNMA

Davetsiz bir korkuydu,

Ancak Allah korudu. 

Aldı elinden seni,

Kaçınılmaz bir sondu. 
Layık değilsin pek de,

Öyle bir korumaya!

Ne duaların gözde,

Ne iyilikte özde..
Sıradanların teki,

Mazhar oldu bu lütfa. 

Sual olunmaz peki,

Rabbin hikmeti ne ki?
Ey Kuşkucu işte sır:

Dua edenin vardır,

Ol dualar toplanır,

Hakk’a gider yaklaşır,

Perdesiz o anlarda,

Şer senden uzaklaşır.
Gel Kuşkucu bir anla!

Dua eden insanla,

Seni buluşturan var:

Niyazındır, sabrınla..

-18.Haziran.2017, istanbul-

14 Kasım, 2015

Malumatfuruş Müşkülpesent Münevverlerimiz

Eziyet daha başlıkta başladı, kim okumak ister böyle bir yazıyı?!

Meramımı olabildiğince günümüz Türkçesiyle anlatmaya çalışacağım, merak etmeyin. Zaten “biz”den bahsediyorum, yabancı gelmeyecek söylediklerim.

M ile başlayan 3 kelime bügünün müslümanlarını (ya da “bir kısmını” diyelim, isteyen kendini soyutlayabilsin) temsil ediyor.

Malumatfuruş: Malumat -malumunuz- bilgi demek. Enformasyon, information.. -Furuş son-eki geldiğinde tefriş edilmiş, donatılmış anlamı yüklüyor ve Osmanlıca kelimemiz ortaya çıkıyor: Bilgi ile donanmış.

Müşkülpesent: Kullanıyoruz zaten, müşkül=zor. Pesent ise farsça, beğenen/beğenmiş. Yani “Zor beğenen”..

Münevver: Arapça kelimenin kökü “nur” kelimesi, birebir çevirisi “Nurlanmış” ama bugünkü tabirle “Aydın”.

Linguistik alanına fazla girdim, geri dönüyorum 🙂

3 kelime yanyana gelince başlık görünüveriyor: “Bilgi yüklü, zor beğenen aydınlarımız”.

Mehmet Güney abimizin güzel bir sözünü okudum: “Kulakların lafa doyduğu bir dönemde gözler yaşantısı ile örnek olacak adamlar arıyor”. El-hak, doğru. Sosyal medya bizi sahte duyarlılık gösterileriyle hastalıklı hale getirdi. Okumadığımız kitapları tavsiye edip, yapmadığımız güzel davranışları “share” ediyoruz. Böylece konformist yaşamımıza ferahça devam edebiliyoruz, hiçbir salih amele imza atmadan.

Hedonist (zevkçi) ve Kapitalist yaşam tarzı her yanımızı sardı, gözümüzü bağladı ve gündemimizi esir aldı. Amerika’daki sokak olayları, Fransa’daki terörden en ince detayıyla haberdarız ama mahallemizde yaşlı teyzenin durumunu bilmiyoruz.

1 saat, 1 gün, 1 ay içinde hiçbir anlamı kalmayacak her haberi takip ediyoruz ama ömrümüzü ve sonrasını etkileyen bilgilere mesafeliyiz. Çünkü değişmek istemiyoruz. Böyle rahat ve iyiyiz. Konforumuz yerinde. Okulları bitirdik, iyi işler sahibi olduk. Evlendik, çoluk çocuğa karıştık. Okuldakiler, iş arayanlar, evlenemeyenler gündemimizden çıkıverdi.

Türkiye’nin ajandasına takılıp kaldık, Irak-Suriye-Filistin-Kürdistan-Çeçenistan-Sancak-Singapur-Afrika-Myanmar’la ilgili yapmamız gerekenleri hükümete ya da İHH’ya devrettik.

Kuran’la, hadisle, mezheple, Mutezileyle, Eşarilikle ilgili her tarihi hadiseyi öğrendik, her fıkhi tartışmanın dibine vurduk, her felsefi akımı irdeledik; yine hayatımızda bir değişiklik olmadı. Sadece kibrimiz arttı, bilgi ilime dönüşmedi, yakine eremedik.

Ne bir müslüman fikir dünyamız oldu, ne acemice de olsa bir alternatif üretebildik, ne bir medeniyet kurabildik. Taklitleri taklit ettik, yüzeyin en üstünde, en sığda dolaşıp durduk. Birşeyler yapmaya çalışana burun kıvırdık, dahası engel olduk, tü kaka ilan ettik.

Binlerce tesbih çektik, zikirler, virdler, hatimler, salavatlar sel oldu aktı. Ne yüce Allah’a (svt) bir arpa boyu yaklaşabildik, ne de kendi çapımızda bir güzel örnek Muhammed(as) olabildik. İnsanların saygısını sevgisini kazanamadık. Aranan adam, güzel insan, özel şahıs olamadık. Bol bol yancı olduk, mürid olduk, partili olduk; hep sıradan kaldık, altında kaldık. Üstüne birşey koyamadık.

Rad 11: Bir toplum nefsindekini değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmez.

Değişmemiz lazım değil mi, a dostlar? Faydaya dönüşmeyen hiçbir işte sevap olmaz. Fayda üreten bir hayat tarzını nasıl tekrar yaşamaya başlarız, tartışmanın zamanı gelmedi mi? İman şartından asla ayrılmayan “salih amel” hayatımızda yeterli yer tutuyor mu? Emin olun bundan hesaba çekileceğiz.

Emin olun şu hayat, “yaşıyor olmak” kadar kıt ve istisnai birşey yok! Dünya’da bugüne kadar 110 milyar insanın yaşayıp geçtiği söyleniyor. Şu anda onda biri bile hayatta değil, değişme şansları kalmadı! Biz de çok yakında olmayacağız..

Fırsatı kaçırmayalım, birbirimizi uyaralım. “Her koyun kendi bacağından” kültürüne tekmeyi basalım. Gelin bugün birbirimizi biraz rahatsız edelim. Hakkı tavsiye edelim, Hakk’a gidelim, Hakk’a götürelim. İki cihanda münevver olalım.

Selam ve dua ile..

27 Ağustos, 2011

Haiku #1

Ürkek yaz rüzgârı
sarı sonbaharda
yapraklara ne kadar haşinsin!